Bahadır Çapar
oltaciatlas.comoltacirehber.comoltacigunlugu.comoltaciforum.netoltaciyiz.biz
tarihçeuçurma balıkçılığıavlaktan makalelerucurmaciyiz.biz hakkındailetişim
temel donanımkişisel donanımtemel yem bilgisitemel metodolojibalıklar
 
Neden uçurma balıkçılığı?         Bahadır ÇAPAR

oğu zaman farkına bile varmadan nasıl da kayboluruz yaşam denilen bu koşturmacanın yorucu adımları arasında. İstediğimiz gibi yaşadığımızı sandığımız günün getirdiği onca hesap edilmemiş ve göz ardı edilemez sorumluluğun altında…

©www.ucurmabalikciligi.com

     Ödenmesi gereken faturalar, takip edilmesi farz taksitler, kiranın ayarlanması, çarşamba öğle arası yapılacak toplantının hazırlığı, otomobilin yaklaşan yıllık bakımı ve yetiştirilmesi gereken diğer işler derken kent yaşamına ayak uydurmaya çabalayan, uzunca zaman önce korkularımızdan ötürü terk ettiğimiz doğamızdan adım adım uzaklaşan insan manzaraları arasında yitip gidiyoruz. Her mevsim dönümünde bir orman gölgesinden, dere kıyısından geçerken içimizde hissettiğimiz o göz ardı edilemeyen kıpırtı, benliğimizi sarıp sarmalayan ılıklık, bir anda koyu yeşil ağaç gölgeleri arasında, mavi berrak su çağıltısında bir şeyler ararken bulduğumuz bakışlarımız da neyin nesi?

     Bu, doğamızın (insan doğasının) unutmaya çalıştığımız ama gizledikçe keskinleşen özüne dair içten gelen bir sesleniş, uyanış belki. Nehirlerin, göllerin, denizlerin size nasıl da huzur verdiğini düşünün bir kez. Elinizdeki kamışın ışıldayan ucunda esen rüzgâra bindirdiğiniz ipin sonunda uçurduğunuz o küçük sinek... Yumuşacık bir bilek hareketiyle su yüzeyinde kaydırdığınız sineğe ilgi duyan bir çift gözün ardından gelen o eşsiz sıçrayış ve hayranlıktan ötesine geçit vermeyen, adı alalı kendi benekli bir güzelliğe dokunduğunuzu hayal edin bir de…
Bu büyülü bir dünya
çurma balıkçılığının büyülü dünyasına hoş geldiniz, dercesine başarınızı alkışlar gibi su yüzeyine bir dokunup bir yükselen mayıs sinekleri ve etrafta uçuşan tatarcıklara aldırmaksızın güneşlenen saz kelebekleri, taş sinekleri... Şimdi gözünüze sığdırabildiğiniz tüm bu mikro dinamizme karşılık duyduğunuz dinginliği süsleyen pastoral bir manzara ve akan suyun lirik
çağıltısına teslim


olmuş berrak bir dimağ. Tasvir etmekte zorlanacağınız ve belki de sözcüklere sığdırmak istemeyeceğiniz kadar kusursuz bir manzaranın parçası olduğunuzu düşünün bir kez.

     Kim bilir, belki de şimdi "uçurma" dediğimizin, eskide kalan çocukluğumuzun o ılık ve şeker tadındaki hatıralarında yaşattığımız "uçurtma" sevincini yeniden canlandırdığını ve yorgunluk tanımayan aynı afacan gülüşü bir kez daha tattırdığını düşünmek bile mümkün olabilir. Uçurma balıkçısı için tek heyecan bu değildir elbette. Gözünün önünde öylesine akıp giden bir su değildir kıyısında durduğu. Biraz daha dikkatli bakmaya başladığında her mevsim hatta günün, farklı zamanlarında dahi değişen canlılığının farkına varacaktır. Sadece suyun üstündekiler mi başka başka olan? İnce sazlar arasından başlayan ve esen rüzgâr eşliğinde hafifçe salınan koyu yeşil bir kıyı çizgisiyle başlar su. Her salınan yeşil, arasında uçuşan mavi su bakirelerine, turkuvaz kız böceklerine kılavuzluk eder gibidir. Dallarına sıkı sıkıya tutunmuş ve henüz merhaba dediği karayı, yeni soluduğu havayı fark etmeye çalışan saz kelebeklerini izleyen ot balıkları aniden kaçışır üzerine düşürdüğünüz gölgenizle. Peri otlarının arasındaki koridorlarda yüzeyde uçuşan sakar bir mayıs sineğini, alelacele yumurtlama heveslisi bir taş sineğini bekleyen alabalıklarsa meranın en güzel hediyesidir size verebileceği. Almaksa, kolay değildir hiçbir zaman. Doğru zamanda doğru yerde olmak yetmez; bir de doğru sineği kullanmıyorsanız o an.

Beşbin yıllık prensibler
çurma balıkçılığının eşsiz bir uğraş, karmaşık bir olta balıkçılığı disiplini olmasından öte; kendine özgü bir dinlence, meditasyon tekniği olduğuna da inanılır. Ne denli yeni ve pahalı olsa da kullandığınız kamış ve makinenin oldukça basit olduğunu, hâlâ 5000 yıl öncesinin mekanik prensiplerini taşıdığını bilmek, işten alınan hazzı bence arttıran farkındalıkların en önemlilerinden birisidir. Balık tutmanın bir ölçüde formalite sayıldığı daha kaç olta balıkçılığı disiplini vardır acaba? Bu yüzdendir uçurma balıkçısının yakaladığını "ganimet" değil de "hediye" sayması ve yine bu yüzdendir bizlerin hep söylediği bir yana, "bak yakaladın işte haydi geri bırak" diye iç sesinizin fısıldadığı…

©www.ucurmabalikciligi.com



Creative Commons License

     Bahadır ÇAPAR'dan Uçurma Balıkçılığı adlı bu elektronik yayımda sunulan/yer alan anlatımlar, tanımlamalar ve yayına sunulan illüstrasyonlar (çizimler) Bahadır ÇAPAR'ın yazılı eserlerinden derlenmiş özet niteliğinde özgün içeriktir. Dolayısı ile ucurmabalikciligi.com sayfalarında yayımlanan yazılı ve görsel nitelikteki her türlü medyanın izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması başka yayınlarda kullanılması / yayınlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine bağlıdır.
     
Bahadır ÇAPAR'dan Uçurma Balıkçılığı, Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Lisansı ile ucurmabalikciligi.com üzerinde lisanslanmış bir elektronik yayındır. Söz konusu lisans aynı zamanda www.oltaciyiz.biz olta balıkçılığı elektronik platformu alanında da bağlayıcıdır.

oltacıFORUM'a üye ol
Tırıvırıya Hayır!Tırıvırıya Hayır!oltaciyiz.bizvoltaciyiz.bizoltaciatlas.comoltacirehber.comoltacigunlugu.comoltaciforum.netucurmabalikciligi.com
Bahadır Çapar'dan kitap istek formu
               yayınımız şu ana kadar oltacıTRAFFIC kez ziyaret edildi